Image Alt

Altın Kapı

İhtişamıyla Meşhur Döşemeli

Altın Kapı

Theodosius’u zaferlerle şehre dönüşünde ihtişamıyla karşılayan
zafer takının en abidevi yapısı tekrar hayat buluyor. Seyyahlardan tarihçilere
dek yüzyıllar boyunca heybeti ve güzelliği konuşulan Altın Kapı,
ziyaretçileri ile buluşuyor.

Bir zamanların Konstantiniyye’sinde ihtişamıyla surları süsleyen Altın Kapı, Doğu Roma imparatoru III. Theodosius tarafından yaptırılmıştır.

Yedikule Hisarı’nın ardından şehrin sahil tarafının savunmasını güçlendirmek amacıyla sur inşa ettiren İmparator, buraya bir de abidevi kapı yaptırarak adeta surları taçlandırmıştır.  413 senesinde yaptırılan bu kapı bir zafer takıdır.

Yaldızlı Kapı olarak da bilinen ve Theodosius Surları’nın görkemli süsü olan Altın Kapı, yüzyıllar boyunca şehre zaferle dönen imparatorları karşılama görevini üstlenmiştir. Katıldıkları savaşlardan zaferlerle dönen imparatorlar için bu kapıda törenler yapılmış ve bu kapıdan alaylar eşliğinde şehre girilmiştir.

Ana tören kapısı Altın Kapı’nın Doğu Roma Dönemi’ndeki adı “Porta Auera”dır ve Osmanlı Dönemi’nde de “Yedikule Kapısı” olarak anılmıştır. Kara surlarının en önemli yapılarından biri olan Altın Kapı’nın özel bir durumu da mevcuttur. Şehirlerarası bir yol olan ve İstanbul’u Roma’ya bağlayan Via Egnetia anayolu bu kapıdan başlamış ve kapıyı aştıktan sonra Doğu Roma’da Mese, Osmanlı’da ise Divan Yolu olan şehrin içindeki ana caddeye bağlanmıştır. Bu önemli şehirlerarası hat, Ayasofya’nın önündeki Augusteion adlı meydanda son bulmuştur.  Bu meydanın günümüzdeki adı Sultanahmet Meydanı’dır.

Üç kemerli bir mimariye sahip olan Altın Kapı, klasik bir zafer takı görünümündedir. Ortadaki büyük kemer yalnızca imparatorlar için ayrılmış, iki yanda bulunan küçük kemerli kapılar ise halkın kullanması için yapılmıştır.

Üç gözlü mimari yapısıyla Altın Kapı, iki de kuleye sahipti. Bu görkemli kuleler Marmara Adası’ndan getirilen mermerler ile kaplanmıştı. Kulelerin üstlerine birer Roma kartalı kabartması işlenmiş olduğu bilinmekteydi.

“Altın Kapı”, ismini altın yaldızlı kaplamalarından ve üstünde bulunan yaldızlı bronz harfli tunç kitabelerden almıştır. Yapıldığı dönemde ışıl ışıl parlayan tunç levhaların birinde Latince olarak “AVREA SAECLA GERIT QUI PORTAM CONSTRVIT AURO” yazılmıştır. Ünlü tarihçi Charles du Cange’ın tespit ettiği bu yazı; “Kapıyı altın olarak yaptıran altın bir devir yarattı” manasına gelmektedir.

Heykeller ve kabartmalarla süslü göz alıcı kapının şehre açılan tarafında bulunan bir levha daha vardı. Yine Latince olan kitabede “HAEC LOCA THEVDOSIVS DECORAT POST FATA TYRANNI” yani; “Tiran’ı yok ettikten sonra Teodosius burayı süsledi” yazmaktaydı. Bu kitabeden de anlaşılacağı üzere İmparator kazandığı zaferin ardından Altın Kapı’yı şehre bir süs veyahut bir hediye olarak inşa ettirmiştir.

Vakti zamanında şehre gelen veyahut yolu Via Egnatia’dan geçen herkesin gözünü dolduran, ışıltılar saçarak hayranlık uyandıran bu heybetli kapı, Doğu Roma İmparatorluğu’nun sonlarına doğru epey gözden düşmüş ve ihmal edilmiştir. Tarih içerisinde önce üç gözlü yapısı kaybolmuş, ardından da süslemeleri solmuştur.

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinin ardından kapı ve kuleler bir duvarla çevrilmiş, yapı hisar biçimini almıştır. 17. yüzyılda Osmanlı’ya gelen İngiltere Elçisi Sir Thomas Roe, kapı üstünde bulunan levhaları aldığı özel izne güvenerek söktürmek istemiş, çevre halkının şiddetle karşı çıkması üzerine amacına ulaşamamıştır. Yine de bu olaydan sonra levhalar ağır bir tahribat almıştır. II. Mahmut Dönemi’nde tamir gören kapıya tuğra ve Osmanlı devlet arması eklenmişse de artık bunları da görmek mümkün değildir.

Yüzyıllar boyu İstanbul’a girenleri ışıltılarıyla karşılayan Altın Kapı, Osmanlı Dönemi’nde hisarın efsaneleriyle birleşip, tarihte nam salmış ancak görkemini muhafaza edemeyerek, günümüze ne levhaları ne de muhteşem süsleri ulaşabilmiştir.

Yedikule Hisarı Ziyaretleri Web Sitemiz (www.fatih.bel.tr) Üzerinden Rezervasyon Formu Doldurularak Gerçekleştirilmektedir.

Yedikule Meydanı Sokak No: 9
34107 Fatih/İstanbul

BİZİ TAKİP EDİN